TAM ZAMANI

Sanayicimiz her koşulda üretmeye devam ediyor. KOBİ’ler bu üretimin %68’ini, istihdamın %72’sini sağlayarak büyümenin temel dinamiği olma özelliğini koruyor. Fakat bu özelliklerini gelir olarak aynı oranda elde edemiyor.
14 yıl önce ortaya konulan “10 yılda 10 marka” hedefine ulaşılamadı. KOBİ’lerimizi teşvik edici bir sistem oluşturulamazsa bu hedef yerine montaj ekonomisi olmaya devam edilecektir. Sanayicilerimizde fason üretici konumundan çözüm ortağı veya ana paydaş olma konumuna çıkamayacaktır. Bunun sonucunda ülkemizde ticari faaliyetlerden elde edilen gelirin tamamına yakını rant ekonomisine aktarılmaya devam edecektir.
Bölgemizde yaşanan son gelişmeler ve uzun süredir devam eden güvenlik sorunları yeni pazar arayışlarına kapı aralamalıdır. Ekonomi Bakanlığı verileri ve hedefleri referans alınmalıdır. Mevcut durumu, gelişmeye ve gelişmenin sürekliliğine devşirmek için KOBİ’lerimizin üretme isteğini kırmayacak, teşvik edici ve KOBİ’leri ana aktör olarak kabul eden yapılanma sürecinin başlatılması; bunun bir sisteme dönüştürülmesi üzerinde mutlaka ve ivedilikle çalışılmalıdır. Bu çalışmalara KOBİ’lerin etkin katılımı sağlanmalıdır. Sürdürülebilir ekonomik yapıların, sürdürülebilir sanayi veya sürekli yer altı zenginlikleri ile sağlanabileceği gerçeğinden hareketle, OSB’lerden başlayacak bu yeniden yapılanma süreci bu çıkışın referans noktasını oluşturacaktır.
Rusya, Irak savaşı ve Ortadoğu’da yaşanan Arap Baharı sonucunda artan enerji fiyatları ile krizi çıkış noktası yapmış; önemli bir gelir elde etmiş, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir pazar haline gelmiştir. Bugün yaşanan krizi ülkemiz adına son 15 yıl içindeki ikinci bir çıkış noktası yapabiliriz. 500 milyar dolarlık hedefe ulaşabilmek için mevcut üretim sistemi yeterli olmayacaktır. Bugünkü büyüme oranları ile 9 yıl sonra 245 milyar dolarlık, büyüme oranını %10 yapabilirsek 380 milyar dolarlık ihracat değerine ulaşabiliriz. 500 milyar dolarlık hedef için KOBİ’leri ateşleyecek yapılanmanın gerekliliği bu değerler üzerinden okunmalıdır.
“TAM ZAMANI” diyerek kolları sıvamalı ve vakit kaybetmeden bunu bir projeye dönüştürmeliyiz. TAM ZAMANI diyebilmek için ekonomi yöneticilerimizden uluslar arası rekabet şartlarına uyum programı bekliyoruz. Bu program kısa vadede, istihdam, enerji, hammadde, lojistik maliyetlerine katkı sağlayarak başlatılmalıdır. Orta vadede, vergi düzenlemeleri, finansman, kurumsal yapıya dönüşüm, nitelikli personel eğitimleri ile devam ederek; uzun vadede nitelikli sanayi vadileri çalışmaları ile sonuçlandırılmalıdır. Bu program sırasında ithalatın tehlike olması ve dış ticaret açığının önüne geçmek için dâhilde işleme sisteminin etkin bir uygulama sürecine girmesi gerekmektedir. Bir başka tehlike elde edilen gelirin üretime değil rant ekonomisine gitmesidir ki; rant gelirlerine uygulanan vergi oranlarında yapılacak küçük bir değişiklik zihinsel bir reforma dönüşebilir. Sürdürülebilir sanayi bölgeleri oluşturulması bir devlet politikası olarak benimsenmeli ve üretim hayatın her alanında işleyen bir sisteme dönüşmelidir. Üniversitelerdeki teorik bilginin sanayide pratiğe dönüşme sorunu AR-GE çalışmalarının saha çalışmalarına uygun yeni bir zeminde yapılandırılmasını sürdürülebilirliğin önemli bir koşulu olarak önümüze koymaktadır. AR-GE çalışmalarına KOBİ’lerin ortak katılımı teşvik edilmelidir. Türk sanayicisi TAM ZAMANI diyebilmek için bekliyor. Üretimi, aşka dönüştürmenin TAM ZAMANI; istihdamı,göreve dönüştürmenin TAM ZAMANI; kazanmanın, gelişmenin, tarihe şerh düşmenin TAM ZAMANI. Sanayicimiz hazır ve milletimize hizmet etmenin kapısında beklemektedir.

Fatih KILIÇ
Kardan GRUP
Genel Müdür